İğdir köyü folklörü
İğdir köylüsü Cumhuriyet öncesi ve sonrasında adet, anane, gelenek
ve göreneklerine bağlı kalıp günün koşullarına göre hareket etmişlerdir.
Aileler ev işlerinde olduğu gibi tarlada,
bağda, ve bahçede birbirleriyle yardımlaşıp, acılarına, sevinçlerine
ortak olmuşlardır. Komşu ve yakın akrabalar arasında sevgi ve saygı
bağları devam eder. Düğünlerde, bayramlarda, cenaze törenlerinde birlik
olup sevgi ve acılara ortak olurlar.
***
1956 yıllarına kadar her aile haftanın Perşembe günü akşamları
pişirilen yemekten Cumalık adı altında birbirlerine verirlerdi. Yani
her aile birbirlerinin yoklukta, varlıkta aşına ortak olurdu.
İğdir köyünde Düğün
Genelde evlilikler görücü usulle ve anlaşarak
olurdu. Bir kişiye kız istendiği zaman gelin adayının enine 2 kez gidilir.
Vakit ikilen denilir. Kız tarafı evliliğe
olur verirse 3.defada kız verme
işlemi bitirilir, şerbet içilir (tatlı içecek). Allah’ın Emri anılır
(Dini nikah) 3.kez kız istemede Allah’ın Emri anılınca,
o nişandan Hayati bir önem olmazsa dönülmezdi.
Gelin adayı ve damat bir müddet nişanlı kalır.
Düğün başlamadan damat tarafı imkanları dahilinde gelinin amcasına,
dayısına ve kardeşine hediyeler vererek onlardan da düğün onayını alır.
Buna amca, dayı ve kardeş yolu denir. (Bu husus
düğünlerde ciddiye alınan bir olguydu ki
1960 yıllarında Ali (Hasan) Demirhan’la , Lutfiye Şahin’in düğünlerinde
düğün alayı sabah erkenden gelini almak üzere toplandılar. Lutfiye’nin
ağabeyi rahmetli Abbas Şahin (Borbor) “bana kardeş yolu
verilmedi.Gelini çıkaramazsınız” diye engel koydu. Ne istendiği sorulduğunda
“bana dayımın silahını getirin, gelini öyle alın” dedi. Tüm ısrarlara
rağmen saat 12’ye kadar beklendi. Az daha düğün iptal ediliyordu.Sonunda
Abbas Şahin ikna edilerek gelin düğüncülerce alınıp götürüldü.) Kız alınıp verilirken kalın adında kız
babasına başlık parası verilir.Bu anane Orta Asya’daki ilk Oğuzlar (uz-lar) tarafından günümüze
kadar devam etmiş.Şimdi ise kalın alınmıyor.
Düğün törenine karar verilince Düğün başlamadan bir gün önce
okuntu (davetiye) dağıtılır. Köyde okuntu
olarak şeker dağıtılır.(Günümüzdeki matbuu davetiye adeti bundan 10 yıl oncesine kadar
yoktu.)Davulcu gelir damadın evinin üzerine bayrak asılır. Davulun
geldiği akşam bayrak ekmeği denilen damat çevresine bir akşam yemeği
verilir. Düğün 3 gün sürer 1.gün
damadın evinde düğün olur. Düğüncüler düğün
evine geldiğinde davul,zurna ve bayrak eşliğinde karşılanır. Düğüne
gelenler çalgıcı ve bayraktara bahşiş verir.Çeşitli oyunlarla düğün
devam eder. “Halay ve oyunları etraftan izleyenlerden isteyen kişi davulcunun
soytarısı adını verilen kişiyi (yani köçeğini) çağırarak ona para vererek
oyun talep ederdi. Aldığı parayı eline alarak “ Duyduk duymadık demeyin.....
Efendi veya beğ diyor ki; para harcamak benden, oynamak kendilerden
ha...” der ve Parayı zurna çalanın kesesine atar.
Öğlen düğün evi yemek verir. Akşamları da içkili veya içkisiz
eğlence devam eder.1.günü akşamı gelin adayı tarafına ekmekçi gider.O
gün sabaha kadar kız evinde yenecek yemeğin ekmeği yapılır.2.gün gelinin
üzerine gidilir. Gelinin üzerine gidilirken yenge adında yetişkin bir kızımız
gelin gibi süslü püslü giydirip ata bindirilerek düğüncülerin önünde,
çalgı eşliğinde gelin evine gidilir.Giderken at koşusu yapılıp,cirit
oynanırdı. Düğün alayı kız evine varınca kapı kilitlenir. Bahşiş
alındıktan sonra düğüncülere kapı açılır. Kapıda davul ve zurna çalınır.
Ev sahibi çalgıcı ve bayraktara hediye verir. Oyunlar devam eder.Kız
evinde de öğle yemeği verilip akşam eğlencesi yapılır. O gün akşam gelinin
kınası yakılır. Kına gecesine iştirak edenler gelin adayına hediyeler
verirler. Bayanlar çeşitli oyunlar oynarlar. Kız tarafında ağlayanlarda
olur.
3.gün sabah erkenden 7 ile 8 arası gelin baba evinden çıkarılır,gelinliğini
giymiş olarak ata bindirilir. Baba evinden alınan bir kaşık veya su
kabı atın ürengesine vurularak kırılır. Bunun sebebi baba evinde kısmetinin
kesildiği eşiyle bir can olarak yaşantısını devam etmesidir. Düğün alayı
damat evine doğru hareket eder.Yol güzergahında gelinin ve damadın amca, dayı, yakın akraba
veya beli kişilerin evi önünde gelin durdurulur, çalgı çalınır geline
bahşiş alınır. Düğüncülerin önünde giden bayraktar oyunlar oynar. “Allah...Allah
İllallah verelim Muhammed’e Selavat ” diye bağırır.
Damat evine yaklaşıldığında gelinin
at üzerinde kucağına küçük erkek çocuğu verilir. Gelin ona hediye verir.
Damat evine gelindiğinde dam üzeri ve yüksek bir yerden gelin eve girerken
üstten şeker, leblebi,üzüm karışımı serpilir.düğün evi 3 kez yemek verir.
Böylece düğün sona erer. İkinci gün gelinin açılmak için çevre hanımları
toplanır. Yüz açma işlemi yapılır. Geline hediyeler verilir.gelinin
çeyizinde varsa gelen düğüncülere de Haleyet adında (hediyeler) öte
beri verilir. Gelin 3.gün suya çıkarılır. Yani su getirmesi için hanımlarca
çeşmeye götürülür. Çeşme üzerinde
nohut ve buğdaydan yapılan haşlanmış karışım hedik dağıtılırdı.
Günümüzdeki düğünler 2 gün sürüyor.Yerine gelin alrken taksi
kullanılıyor. Şehir merkezlerinde bir akşamı
düğün salonlarında yapılıyor....
İgdir
Köyünde Cenaze!
Cenaze törenleri
;herhangi bir kimse öldüğünde önce yatağından alınıp istirahat döşeği
denilen ayrı bir yatağa veya yere konuluyor.Din görevlisi imama haber
veriliyor.Köyün imamı gelip erkek , hanım ,çocuk oluşuna göre hareket
ederek dini görevleri yerine getiriyor. Önce cenaze
yıkanıp, kefenleniyor. Kefenlenen cenaze tabuta konuyor.
(Köyde cenaze yıkama yeri olmadığından bayan cenazeleri hanımların
iştirakı ile ve bayanlar tarafından yıkanıyor. Yıkanırken naaşın çevresi
bez veya perdelerle kapatılıyor. Kefenlenip tabuta alınıncaya kadar.)
Aynı yerde hoca dualar okuyup halka namazı ile komşu hakkını sorup,
sakinlerden rızalık alıyor. Bulunduğu yerden tabur alınarak evinden
biraz uzakta cenaze namazı kılınıyor hazır olanların iştirakı ile tabut
alınarak yaya veya vasıta ile mezarlığa hareket ediliyor. İmam cenaze
körteyinin önce ruhi paki Muhammed’e Selavat diye söz ediyor.Herkes
selavat getirip Fatih’a okuyor.
Naaş mezara
bir yakının veya işi beceren birilerinin eliyle defnediliyor. Üzeri
mertek (kesilmiş ağaç ) veya sal denilen faşla örtülüp kapatılıyor.
Kabir işlemi bitince imam ölen kişinin anne adıyla talgın verip dualar
ediyor. Birlikte Fatih’a okunuyor.
Cenazeye iştirak
eden tüm insanlar merhum, merhumenin ve sabinin (çocuk ) evine geliyor.
Cenaze sahibi tarafında hazır bulunanlara yemek veriliyor. Hoca Kuran
okuyor. Halk baş sağlığı dileyerek dağılıyor.
Taziye 3 gün veya 7 gün devam ediyor. Ölenin hayrına ev sahip davar (Koyun) kesip yemek veriyor.
Taziyeye giden köylümüz duruma göre o eve şeker, çay götürüyor.
Hocaya 40 gün
süre Kuran okutturuluyor. Buna ölen şahsın 40'ı deniyor. 40.gün sonunda o kimsenin niyetine bütün köylüye ve bulunan
misafirlere yemek veriliyor...
***