DİNSEL İNANÇLAR
ADET VE ANANELER
İnsanlar dileklerinin yerine gelmesi, keder ve üzüntülerinin yok
olması için zaman zaman adaklar adayıp kurbanlar keser, Kendilerince
kutsal olan yerleri ziyaret ederler. Bu bağlamda;
ABDAL MUSA
KURBANI
Genelde kış mevsiminde Horasan Erenlerinden olan Abdal Musa için
köylülerin toplu katılımı ile kurban yapılır.
Köyümüz dokuz mahalledir. Eskiden Abdal Musa Kurbanı ayrı ayrı
dört mahallede yapılırdı. Şimdi ise köyde nüfus azalması olduğu
için tüm köylü birleşerek yapıyorlar.
Aralık – Ocak ayı içerisinde kurban yapımı arzu edilir. Köyden
4-5 kişi görev alır. Görevliler ev ev dolaşıp kurban için yardım
toplarlar. Aileler para veya tahıl verirler. Toplanan tahıl satılarak
paraya çevrilir. Bu para ile törene katılacak nüfus sayısı da
göz önünde bulundurularak (4-5-6 tane) kurbanlık koç alınır.
Kurban gününden bir gün önce komşu Ballıkaya (Mezirme) Köyünden
dede ve zakir (divan sazı çalan) davet edilir. Büyük odalı köy
evlerinde veya uygun bir mekanda kadın – erkek ve çocuklar toplanır.
“Kısır cem”(Tarikatla ilgisi olmayan, Görüm {yol kardeşliği töreni}yapılmayan
sade cem töreni) ayini yapılır. Cem’de dede tarafından dini bilgiler
verilir. Zakir tarafından saz çalınıp, aşağıda yazılı beyit, divaz-ı
imam, ağıt vs. gibi demeler söylenir. Dualar edilir, semah dönülür.
Ve O günü ve geceyi köy sakinleri tanrıya yakarışla ve ibadetle
geçirirler.
DÜVAZ
Akıl ermez yaradanın sırrına
Muhammed Ali’ye indi bu kurban
Kurban olam kudretinin nûruna
Hasan Hüseyin’e indi bu kurban
Ol imam Zeynel’in destinde indim.
Muhammed Bakır’ın dostunda indim
Ca’fer-i Sadık’ın postunda idim
Musa Kazım, Rıza’ya indi bu kurban
Muhammed Taki’nin nûrunda idim
Aliyyün- Naki’nin sırrında idim
Hasanüzl-Askeri’n darında idim
Muhammed Mehdi’ye indi bu kurban
Aslı Şah-ı Merdan, Gürûh’u Naci
Gerçeğe bağlıdır bu yolun ucu
Senede bir kurban talibin borcu
Pir-i Tarikat’a indi bu kurban
Tarikattan hakikata erenler
Cennet-i Âla’ya hülle sereler
Muhammed Ali’nin yüzün göreler
Erenler aşkına indi bu kurban
Şah Hatayim edep bilirmi hercan
Kurbanın üstüne yürüdü erkan
Tırnağında tesbih kanında mercan
Mü’min Müslüman’a indi bu kurban
DEYİŞ
Uyur idik uyardılar
Diriye saydılar bizi
Koyun olduk ses anladık
Sürüye saydılar bizi
Sürülüp kasaba gittik
Kanaryayı mekan ettik
Dîdar defterine yettik
Sıraya saydılar bizi
Halimizi hal eyledik
Yolumuzu yol eyledik
Her çiçekten bal eyledik
Arıya saydılar bizi
Hak divanına dizildik
Pir defterine yazıldık
Bal olduk şerbet ezildik
Doluya saydılar bizi
Pir Sultan’ım Haydar şunda
Çok keramet var insanda
O cihanda, bu cihanda
Ali ‘ye saydılar bizi...
Tören öncesi günün akşamı kurbanlık koçlar dede tarafından dualanır.
Kurbancı ve lokmacılar tarafından kurbanlar kesilir. Kurban derileri
post olarak çıkarılır. Etler sabahleyin pişirilmek üzere hazırlanır.
Sabah erkenden kazanlar ocağa konur. Etli bulgur pilavı kurban
aşı hazırlanır. Evlerden ekmek getirilir.
Lokma (kurban aşı) hazırlanınca, Cem yapılan yerde hazır olan
cemaata, çevreden gelen misafirlere topluca sofra açılıp yemek
verilir. Yemek anında dede hizmetlilere ve bazı kişilere evliyaların
(erenler, ermişler, veliler) adlarını anarak lokma verir. Yemekten
sonra dede Abdal Musa Lokması için aşağıda ki sofra duasını eder.
DUA
“ Allah...Allah... Artsın Eksilmesin, Taşsın Dökülmesin Yiyenlere
Nû-u Ola. Hastalar Şifa Bula, Müminler Şad Ola, Münafıklar Berbad
Ola. Üçler , Beşler, Yediler. On İki İmamlar, On Dört Masum Paklar.
On Yedi Kemerbestler, Kırklar, Seksen Bin U-rum Erenleri, Doksan
Bin Horosan Pirleri, Yüz Bin Gaip Erenleri, Hak Muhammed Ali ,
Hünkar Hacı Bektaşı Veli , Abdal Musa Sultan kurbanımızı Şahı
Merdan Ali Kabul Eyleye , Ziyan , Keder, Vermeye, Dilde Dileklerimizi
, Gönülde Muratlarımızı İhsan Eyleye. Gerçeğe Hu...”
***
KIŞ YARISI
Köyümüz sakinleri kış mevsiminde, yani 28 Ocak ile 31 Ocak tarihleri
arasında karakış-zemheri adındaki 45 günlük sürenin bitiminde
kış yarısı yaparlar. Bu adet dedelerimizden beri süre gelen bir
ananedir.
Mahallelerde gençler kendi aralarında toplanırlar. Değişik kıyafetlere
girerek tekerleme söyleyip oyunlar oynayarak, davul çalarak ev
ev dolaşırlar. Kış yarısı günü için un, yağ, kavurma talep ederler.
Toplanan malzemelerle anneler, nineler ve kızlarımız kömbe yaparlar.
Hazırlanan kömbeler toplantı mahallinde yenilir. Gençler kendi
aralarında eğlenceler tertip ederler.
***
Şah Hüseyin
– Kocadede Türkmenlik
İlk çağlarda milattan sonra Orta Asya, Aral Gölü çevresi Hazar
ötesi ve Mevare-ün nehr yörelerinde Türkler yaşıyorlardı.
Oğuzlar, Türkmenler (Müslümanlığı kabul eden Türk) o zamanlarda
inançlarına göre; suyu, yüksek dağları, bazı hayvanları kutsal
sayıp tabulaştırmışlardır.
Örneğin Oğuzlar coşkun, gür akan suları, yüksek dağları, güneşi,
ayı, bazı hayvanları kutsal ve uğurlu saymışlar.Onları kendilerine
yardım edici, kurtarıcı kabul etmişler. Bu yönde de kurbanlar
keserlermiş.
Eski köye gelip yerleşen dedelerimizde ananelerini unutmamışlar.
Suyu bol ve köpürerek şelale gibi akan, Şah Hüseyin’i kutsamışlar.
Günümüzde ziyaretgah ve mesire yeri olarak kabullendiğimiz mekanı
huzur verici, yardım edici olarak görmüşler. Dertlerine deva,
hastalarına şifa yeri kabul etmişler. Şah Hüseyin adını vermişleridir.
Buranın başka bir tanımı yoktur.
Köylü, Sarıtaş’a yerleşince de Türkmenlik ile Koca dedeyi eski
inançları gereği kutsamışlar. Yardım edici, dert ve sıkıntılarını
giderici bir mekan dileklerini kabul yeri olarak benimsemişlerdir.
Şimdi ise köylümüz aynı inançları uyguluyor. İnsanlarımız (bilhassa
yaşlılar) sıkıntılı anlarında Türkmenliğe, Şah Hüseyin’e yönünü
dönüp dilek dilerler. Bazı konularda yemin ederler.
Batıl anlamdaki bu inançlar, Hazar ötesi, mâveraun-nehr (“nehrin
karşı yakası” demektir.) boylarında doğup göçlerle Anadolu’ya
gelen atalarımızdan kalma ananedir. Soy olan, kabileden kabileye
intikal eden toplumsal dinî – mistik mitolojik davranıştır.
***
Kurbanın
Kesilişi (Tığlanması)
Önce tekbir ve dua okunur, sonra kurban tığlanır. Dede yada görevli
önce şu bilgileri ve tekbiri okur :
“ Kurbanlarımızın kabulü için diyelim bir Allah Allah........
- Ferman-ı Celil ( cebrail)
- Kurbanı Halil (İbrahim Peygamber)
- Delil-i Cebrail
- Can-ı İsmail
Allahü Ekber, Allahü Ekber, Allahü Ekber....
La ilahe illallahü vallahü ekber.Allahü Ekber ve illah-il hamd.(3
defa okunur)
La feta illa Ali, La seyfe illâ zülfikar.
Bismillahi Tekbir Allahü Ekber” deyip görevli kurbanı keser.
Sonra şu dua okunur ;
“ Allah , Alla... kurbanlarımız kabul, muratlarımız hasıl ola.
Her tüyüne binbir sevap yazıla. Kazalara kalkan belalara bekçi
ola. İsmail Peygamberin kurbanı kabul olduğu gibi, sizinde kurbanlarınız
ulu dergaha yazıla. Ağzımızın tadını bozmaya. İmam Hüseyin yardımcımız,
Bozatlı Hızır gözcümüz ola. Gerçeğe Hü... Allah... Allah...
Kaynak
Alevilik
İnanç – Edep – Erkan
Mehmet Yaman
MUHARREM
ORUCU NEDEN TUTULUYOR
1- Şehitler Şahı İmam Hüseyin ve diğer karbela şehitlerinin matemi
için,
2- Karbela olayında sağ kurtulan İmam Zeynel Abidin’den Ehl-i
Beyit soyunun devamına şükran olarak,
3- Bütün Peygamberlerinde Muharrem ayını kutsal kabul ettiklerine
hürmeten 12 gün muharrem orucu tutuluyor.
Muharrem’de Neden Matem Tutulur?
Matem, Karbelâ’da şehit edilen ( Hicri 10 Muharrem 61- miladi
10 Ekim 680) İmam Hüseyin ve on iki imamlrın anısına oniki gün
oruç tutularak icra ediliyor. Aç ve susuz bırakılarak şehit olanların,
insanlığa vermiş oldukları bir mesajdır Karbela.
Haksızlığa, zulme karşı gelip zalimlere baş eğmeyen insanlık için
kendilerini feda edenlerin yeridir Karbela .İmam Hüseyin vediğer
karbela Şehitlerinin anısı nedeniyle yüzyıllardır. Ehl-i Beyt’i
( Hz. Muhammed, Hz. Ali, Fatıma, Hz.Hasan, Hüseyin ) sevenler
tarafından bu matem tutulmaktadır.
Oruç
Muharem Orucu ; Kurban Bayramından 20 gün sonra yani Muharrem
ayının 1-12 günleri arasında niyet edilerek tutulur. Bu oruç Hz.
Adem’den peygamberimiz Hz. Muhammed’e gelinceye kadar tutuluyordu.
Muharrem ayı girmeden önce 14 masumu paklar ( küçük yaşta şehit
edilen günahsız çocuklar) için 3gün oruç tutulur. Buna masumlar
orucu denir.
Oruca Başlama
Bism-i Şah... Allah Allah.....
Er Hak – Muhammed , Ali aşkına , İmam Hüseyin efendimizin niyetine
Karbela’da Şehit olanların ruhlarına , Fatıma anamızın şefaatına
ın iki imamlar aşkına Allah için oruç tutmaya niyet eyledim. Ulu
divanda rabbim kabul eylesin. Niyet edilir.
Muharrem ayının 1.gününden 12.gününe kadar oruç tutulur. Oruç
tutan canlar, insanlar Allah ne vermişse onu sahurda ve iftarda
yiyerek, Allah!a dualar ederek oruçlarını tutarlar. Oruç akıl
balığ olan ( yani kendisini bilen, özünü tanıyan belli yaşa erişen
) kişiler tarafından tutulur.Oruç süresince bol çeinili yemek
sofraları hazırlanmaz. Ailenin imkanı ne ise onunla yetinilir.
Aileler arası zengin sofra açma yarısı olmaz.
Oruç ; sahurla başlar güneş gruba girip, ufkun kızartısının kaybolmasından
sonra iftarla açılır. Oruçlu imseler sabırlı sakin hareket ederler.İftar
için acele etmezler. İnsanlar (canlar) oruçlarını tuz, zeytin
gibi maddelerle açarlar. Karbelada Emevi kuvvetlerince susuz bırakılıp,
şehit olanlardan dolayı oruç süresince safi su içmezler.Su yerine
komposto ayran, günümüzde çay içerler.
Muharrem Orucu’ndan Nelere Dikkat Edilir?
Bu ayda düğün ; eğlence yapılmaz, hayvan kesilmez. Su içilmez,
gönül kırılmaz, insanlar ( aileler) uygun mekanlarda toplanarak
dini konuları içeren; saadete Ermişlerin Bahçesi kerbela vakası,
kumru, Hüsniye , Bektaşilikle ilgili kitaplar okurlar.Duvaz-ı
imam, mersiye söylerler. Dualar ederler, yanlış davranış ve düşüncelerden
uzak dururlar.
AŞURE GÜNÜ
(ÇORBASI)
Muharrem ayının 10’unda “Aşure” adı verilen bir tatlı, çorba yapılarak
konu komşuya dağıtılır, dualar okunur.
Muharrem ayının 1.gününden 12.günü bitimine kadar oruç tutulur.
Bu oruç Hz Adem’den günümüze kadar devam eden bir oruçtur. Oruç
süresi içinde et yenmez, soğan, elma, armut kesilmez. Kısaca bıçakla
hiçbir işlem yapılmaz.
Oruç on iki imamları, Nuhun Tufanını anmak o inançla hakka erişmek
için tutulur. Kerbela vakasından günümüze kadar yapılan ibadetlerin
sonunda Aşure Çorbası yapılarak dağıtılır.
İslam inancına göre ; 10 muharrem Nuh’un Tufanı’nın bittiği gündür.Nuh
peygamberin gemisi o günde karaya ulaşabilmiştir. Nuh Aleyhisselem
ve maiyeti karay çıktıklarında Allah’a şükretmek için gemide bulunan
kuru bakliyat, arta kalan meyve ve diğer nevalelerden oluşan (günümüzde
Aşure çorbası olarak bilinen) bir çorba pişirip yemişlerdir.O
günden bu güne aynı anane devam ediyor.Aşure çorbası 12 çeşit
yiyeceğin birleşimi ile yapılır.
Aşure çorbası Hz Adem’den günümüze kadar yapıla gelen ananedir.
Örneğin ; dögme veya buğday,nohut, fasulye,elma, üzüm, ayva, armut,
ceviz,kayısı,tuz,şeker çeşitli karışım baharat. Not : (baharatlar
meyve türleri az miktarda pişiricinin ustalığına göre ilave edilir.Ağırlık
döğme veya buğday ile şekerdedir.Şeker olmazsa pekmez ilave edilir.)
Nuh’un gemisinin karaya ulaştığı yer Kur’an-ı Kerim’e göre Cudi
Dağı’dır.
Tevrat’a göre ise Ağrı Dağı’dır.
Aşure Çorbası Yendikten Sonra Okunacak Dua:
Bismillahir_rahmanır rahim!
“Bism’i Şah..... Allah Allah...
Allah Muhammed, Ali oniki imamların ruhları Şad ve handan ola,
münkir ve münafıklar mat ola, müminler şad ola.Lokmalarımız dertlere
deva ola. Matem-i Hasan ola. Cümlemize haklı hayırlı kısmetler
verilmesi için... Nur’u Nebi Kerem!i Ali, Pirimiz gerçeğe hü....
Şahi Merdan ali ola.
HIDIR ELLEZ
( HIZIR VE İLYAS)
HIZIR KÖMBESİ
Rivayete göre, Hızır Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam ve iskender-i
Zülkarneyn, birlikte (Ab-u Hayat) aramaya çıkmışlar. Ve bir müddet
sonra “Karanlıklar ülkesine dalmışlar”. Hızır ve İlyas Ab-u hayat
suyunun kaynağını bulup içmişler. Fakat iskender’e söylememişler.
( Hızır’ın suyu benem / Ab-ı Hayat Bendedir / Kevserden İçen gelsin./
Kadru berat bendedir). Hızır ve İlyas’ın sağ olduğuna ve yaşadığına
inanılmaktadır. Hızır karada, İlyas da denizde, yardıma muhtaç
olanlara, car diyenlerin (imdat isteyenlerin) carına yetişirler.
Nuh peygamberin gemisinin fırtınaya tutulduğu, yeryüzünü suların
kapladığı, tufanda, gemide ki insanların feryad edip “ya hızır
bizi kurtar” diye dua ettikleri söylenir. Güvercin, (Aslında karga
) ağzında zeytin dalı ile gemiye döndüğünde karanın yaklaştığı,
suların da çekilmesiyle insanların karaya çıktıklarına inanılır.
Bu anın anısına her yıl 3 gün Hızır Orucu tutulur.
Yine rivayete göre Hızır ile İlyas yılda bir defa (6 Mayıs gününün
gecesi), bir gül ağacının dibinde buluşurlar. O nedenle de her
yıl 6 Mayıs Hıdırellez (hızır-İlyas) günü olarak kutlanır kutlanır.
Bu İnanç Musevilik ile İslam geleneklerinin ortak yönlerinden
birisidir.
Anadoluda ’ da halk geleneklerinde yaşamış olan Hıdırellez ‘in
İnsanların arasına karışarak mucizevi yardımlarda bulunduğuna
her zaman inanılır. “ Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” veya “Hızır
gibi yetişti” gibi söylemler hala kullanılmaktadır.
Kur-an-ı Kerimin “Keyf Süresi’nin” 65-82. ayetlerinde de Musa
Peygamber ile birlikte yolculuk eden ; ve onun şuurlu bir insanın
nasıl sıradan insanlar gibi yaşamadığını gösteren bilge de Hızır’dır.
Bu bilgiler ışığında Anadolu insanı her yıl 13-14 ve 15 Şubat
günlerinde 3 gün hızır orucu tutar. Evlerde Hızır Kömbesi yapılır
ve dağıtılır. Bu inanış yıllardır bu çerçevede devam edip sürmektedir.
Bu inanış, halk ozanları arasında da kendine yer bulmuş ve onları
dile getirmiştir.
Pir sultan Abdal,
“Boz Atlı Hızırı” şöyle dillendirir;
Allah Allah desem, Kalksam yürüsem,
Acep şu dağları aşamam m’ola,
Bozatlı Hızır’ı yoldaş eylesem,
Varıp efendime düşemem m’ola.
Yine,
Abdal Musa Sultan,
“Hızır İlyas bizim yoldaşımızdır”
Diyor ve,
Kim ne bilir nice soydanız,
Ne zerrece od’dan ne hod sudanız,
Bizim meftunumuz marifet söyler,
Biz Horhasan Mülkündeki boydanız.
Hızır İlyas bizim yoldaşımızdır,
Ne zerrece günden ne hod aydanız,
Yedi Tamu bize nevbahar oldu,
Sekiz uçmak içinde ki köydeniz.
Tur’da musa durup münacat eyler,
Neslimizi sorar isen Hoy’deniz,
Abdal Musa oldum geldim cihana,
Arif anlar bizi nice soydanız.
Kaynaklar:
Mehmet Yaman Alevilik/ İnanç, edep, Erkan.
Ergun Candan Türklerin Kültür Kökenleri
YAĞMUR DUASI
Mitolojik ve ruhani olgular her zaman insanların günlük yaşamını
yönlendirmiştir. Çaresizlik ve bilinememezliklerin çokluğu bu
tür duyguları her zaman arttırmıştır.
Geçmiş zamanlarda çaresiz kalan köylülerimizde zaman zaman böyle
davranışlar sergilemişlerdir.
Yağmur duası da böylesi bir durumun doğal sonucu olarak köy halkı
tarafından uygulanmıştır.
{ İlkbahar mevsiminde yağması gereken yağmur bir türlü yağmayınca
İşla-
man Köyü ile İğdir Köyü arasında bulunan “Işık Safı” gediğine
toplu halde çıkılır ve yağmur yağması için “yağmur duası” edilirdi.
Ve daha sonra gedikte ki ağacın altında kurban kesilip, etli bulgur
pilavı yapılıp dualar eşliğinde yenilir idi.} *
Bu gibi toplumsal davranışlar yöremizde ki bazı yerlerin de kutsal
sayılmasına neden olmuştur.
Bunlardan Türkmenlik, Koca dede dağı büyüklükleri ile, Şah Hüseyin
Ziyareti de gürül gürül akan suyu ile halk tarafından ziyaret
haline dönüştürülmüş olup bazı dileklerin tutulmasına hala vesile
olmaktadırlar.
Bu inanç sitemi İslamiyet’in değil ama Şamanizm ve devamındaki
Horasan Erenleri öğretisi içinde ki sembolizm ( Gizlerken Açıkla,
Açıklarken Gizle ) siteminin bir devamıdır.
İsmail GÜRBÜZ
Emekli Öğretmen